MENÜ

YAYINLAR

AŞAĞI KAYDIRIN

YUKARI KAYDIRIN

ARATOS DERGİSİ 15. YIL 85. SAYI

Tarsus’ta yayınlanan Aratos tarih, felsefe, kültür ve sanat dergisinin (Ocak-Şubat 2018) 85. sayısı çıktı. Gazeteci Uğur Pişmanlık’ın yayınladığı ve adını Antik Çağ’da yaşamış Tarsuslu filozoftan alan Aratos dergisinin, 85. sayısının konu ve yazarları şöyle: “Sanat ve Edebiyattaki Çürümeye Karşı Aydınlanmacı Üretim/Sunu (Uğur Pişmanlık), Çizgiyle/Karikatür (Kamil Eser), Aklımdaki Ağıt (Aynur Uysal), Mezar Sürücüleri (Müslüm Kabadayı), Gerçeğin Öykücüsü (Adnan Özyalçıner), Çok Yaşa Küba! (Hakan Bulut), Düşüncenin Ağır Yürüyüşü Felsefeye Giriş (Emile Faguet/Çeviri: Turan Alptekin), Cyrus Hamlin Osmanlı Sarayında (Önder Kaya), Zikâyetnâmem/Şiir-Dünya Bir Gece/Şiir (Tan Doğan), Düşler Krallığı Manifestosu (Şaban Akgün), Bordo Renkli Ojeli Tırnağı Kırılan Kadın-6 (Ahmet Ünal), Mey/Şiir (Saygın Doğaroğlu), Nazım Hikmet’in Dostları… Anjel ve Hayk Açıkgöz (Koral Boro), Yaşlı Şehir (Remzi Çopuroğlu), Kent Belleği/Tarsus’ta Bir Ayrancı Dükkânı: Ayrancı Orhan (Uğur Pişmanlık).

Aratos dergisinin yayın yönetmeni Uğur Pişmanlık, Aratos dergisinin derginin 85. sayısında, “Sanat ve edebiyattaki çürümeye karşı aydınlanmacı üretim” başlıklı sunu yazısında şunları söylüyor, “Ülkemizde her yıl yeni yayınevleri kuruluyor, pek çok yayınevi her ay yüzlerce kitap yayınlıyor. Nitelikli okur dışındaki genel okuyucunun kitaba ilgisi ve beklentisi ise çok tuhaf. Kimi yazarlar döneme ve genel okur beklentisine uygun kitap yazıyorlar. Türk edebiyatına yön veren Nazım Hikmet, Orhan Kemal, Sabahattin Ali, Fakir Baykurt, Necati Cumalı ve Yaşar Kemal’lerin toplumcu gerçekçi geleneği sürüyor. Öte yandan günümüzde edebiyat adına tuhaf şiir, öykü ve romanlar üretildiği de bir gerçek.

Türk sinema tarihinde uluslararası başarı elde eden nitelikli pek çok filme imza atıldı. Başta Yılmaz Güney, Ömer Lütfi Akad, Memduh Ün, Erden Kıral, Şerif Gören ve Atıf Yılmaz’ın yönettiği filmler sinemamızın yüz akı oldular.

Sinemamızda, 1980’den hemen önce başlayan yozlaşma, ’80 sonrasında da devam etti. Bugün “Recep İvedik” tarzı sinema filmleri ile karşı karşıyayız. Yaklaşık kırk yıllık yakın tarihimizde sinemamızda az sayıda ama nitelikli filmlerin varlığı umudumuzu tazeliyor. Zeki Demirkubuz, Ferzan Özpetek, Çağan Irmak gibi yönetmenlerin filmleri ve sinemaya yeni adım atan genç yetenekleri de aynı şekilde bir kazanç olarak görmek gerek. Türkiye’de tiyatro can çekişmiyor belki ama pek çok sorunla boğuşarak varlığını sürdürüyor. Müzikte, bir Ruhi Su ekolü aşılabilmiş değil, İdil Biret, Suna Kan, Esin Afşar, Fikret Kızılok, Okay Temiz, Candan Erçetin gibi isimlere bir Fazıl Say’ı ekleyebildik sonradan. Türkiye dergiler mezarlığı olmaya devam ediyor. Varlık dergisi dışında uzun ömürlü sayabileceğimiz dergilerin sayısı çok az. 12 Eylül sonrası ise yayına başlayıp soluksuz kalıp kapanan derginin sayısı belli bile değil.

Yerel dergiler ise, mantar gibi çoğalıp hayalet gibi kayboluyorlar. Pek çoğu ise içerik yönünden yerlerde sürünüyor. Edebiyatın ve sanatların tüm alanlarındaki bu iniş-çıkışlar, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve kültürel açmazın, eşitsizliklerin ve çelişkilerin bir sonucudur. Bunun bir yanı sistemin ideolojik üretimi iken diğer bir yanı insanı merkeze alan, toplumsal eşitsizliklerimizle bizi yüzleştiren ve başka bir dünyanın mümkün olduğuna vurgu yapan aydınlanmacı karakterdeki yapıtlardır. Sanatın çeşitli alanlarında ve edebiyatta yaşanan çürümeye karşın, yukarıda sözünü ettiğimiz gibi, umudu besleyen ve sinema izleyicisini besleyecek nitelikli yapıtların varlığı yeni ülke sinemasının da alt yapısını oluşturacak. Yeterki, sanatçı duruşunda ve yapıtlarında üzerinde durduğu zeminle, ütopyası arasındaki gerçekliği yitirmesin.

<